Demo

Neodemokrasi Manifestosu

  1. Bildiğimiz anlamda demokrasi, tarih sahnesinden büyük ölçüde silinen teokrasi, monarşi ve aristokrasiye benzer biçimde, 21. yüzyılın ikinci çeyreği itibarı ile, her geçen gün zamanın ruhunu yakalamaktan biraz daha uzaklaşmaktadır.

  1. Demokrasi, savaşlar, çevre sorunları, sığınmacı krizleri ve ekonomik durgunluk gibi devasa problemler için sürdürülebilir çözümler bulmakta ciddi zorluklarla karşı karşıyadır.

  1. Siyaset ahlakında yaygınlaşan çürüme; liberal, muhafazakâr ve sol politikaların geniş kiteleler nezdinde itibarlarını kaybetmeleri ve insanlara artık güven vermemeleri; piyasacı ekonomik paylaşım sisteminin sınıflar arasında muazzam bir gelir eşitsizliği yaratması; ve nihayetinde politika yapımındaki kutuplaşma ve söylemdeki klişeleşme, insanların demokrasiye olan inancını tarihte görülmedik düzeyde aşağıya çekmiştir.

  1. Siyasetçilerin liyakatsizliği, devlet yapıları içindeki organize yolsuzluk ve yaygınlaşan kleptokrasi, gittikçe artan bir politik yozlaşmanın temel göstergeleridir.

  1. Popülizm, iktidar ve muhalefetin aslî üslubu olmuştur.

  1. Z kuşağı gitgide aidiyetsizleşmekte, bu da apolitik bir entelijensiyanın ortaya çıkmasına zemin hazırlayarak demokratik değerleri önemsizleştirmektedir.

  1. Demokrasiyle yönetilen ülkelerdeki siyasi iktidarların hakim ideolojisi, 2010’ların ortasından beri kaygı verici bir şekilde muhafazakâr sağa doğru yönelmektedir.

  1. Demokrasi karşıtı görüşler, 2020’lerin başından itibaren özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde yükselişe geçmiş, Curtis Yarvin’in CEO monarşisi, Balaji Srinivasan’ın network state’i ve Peter Thiel’in liberteryen Silikon Vadisi pragmatizmi gibi teoriler, refah, güvenlik ve hukukun üstünlüğüne dayalı adil bir düzen talep eden toplumlarda küçümsenemeyecek düzeyde ilgi görmeye başlamıştır.

  1. Demokrasiye alternatif olabilecek yeni devlet ve hükümet biçimleriyle ilgili söz konusu teoriler, uygulamaya aktarılmaları hâlinde, küresel ekonomide ve uluslararası ilişkilerde belirleyici aktör olarak zaten fazlasıyla etkin olan big-tech’in eline tehlikeli biçimde artı güç verme potansiyeline sahiptir.

  1. İçinde yaşadığımız bilgi çağında, demokrasinin teknolojik gelişmelerin referansıyla revize edilmesi rasyonel ve uygulanabilir bir strateji olacaktır.

  1. Demokrasinin revizyonunda teknolojik yenilikçilikten yararlanmayı seçeceksek, çözüm, devlet yönetiminde human-in-the-loop prensibine dayalı yapay zekâ – sonrasında, genel yapay zekâ ve yapay süperzekâ – uygulamalarının etkin rol alacağı bir yönetim biçiminin tasarlanması ve uygulanmasındadır.

  1. Yapay zekâ yardımı ile çalışacak yasama, yürütme ve yargı erkleri, demokrasilerin daha etkin, daha hızlı ve daha adil iş görmesini sağlayacaktır.

  1. Demokrasiyi bu sorunların üstesinden gelebilecek şekilde yeniden tanımlamaz ve tasarlamazsak, bunu, büyük bir olasılıkla, Elon Musk gibi aşırılıkçı fikirlere sahip teknoloji milyardeleri yapacak, ortaya çıkacak olan ise, özgür insanın hoşlanacağı bir dünya olmaktan çok uzak olacaktır.

  1. Demokrasinin bir yönetim biçimi olarak yeniden yapılandırılmamasının yakın gelecekte ortaya çıkacak muhtemel sonucu, insanın, Shoshhana Zuboff’un öne sürdüğü gibi, daha şimdiden algoritmalarla yaratılmaya başlanmış olan sessiz ve rızaya dayalı bir tahakküm biçimi altında farkında olmadan köleleştirilmesidir.